Beylikdüzü/İstanbul
02128732017
info@tellmeinn.com

Her Dönemin Problemi; Depresyon

Her Dönemin Problemi; Depresyon

Her yüzyıl insanların yaşadığı kültürün ve dönemin getirdiği bazı rahatsızlıklar vardır. Bu rahatsızlıklar; tükenmişlik sendromu, anksiyete bozukluğu, obsesif kompülsif bozukluk gibi bazı psikolojik rahatsızlıklar da olabiliyor. Ama bir rahatsızlık var ki hiçbir zaman popülerliğini yitirmiyor; Depresyon

Depresyon, dünyada en yaygın 4. hastalıktır. Her 5 kadından ve 12 erkekten birinde görülüyor. Sadece yetişkinlerde değil çocuklarda %2 oranında, ergenlerde ise %5 oranında depresyon görülür.

Peki “nedir bu depresyon?” Büyük bir üzüntü, kişinin sürekli endişe içinde olması ve kendisini değersiz hissetmesi, başkalarından uzaklaşma eğilimi, sürekli uyuma isteği, iştah ve cinsel istek kaybı ya da her zamanki faaliyetlere karşı ilgisizlikle belirginleşen duygu durum bozukluğudur.

Bu duygu durum bozukluğuna sahip olan bireylerde dikkat eksikliği hakimdir. Ve konuşurken monoton bir ses tonuyla, duraksayarak, yavaş ve az konuşurlar. Kişisel bakımları zayıftır ve çoğunlukla yalnız kalmayı tercih ederler. Bir problem karşısında çözüm üretme yetileri zayıftır.

Her dönemin hastalığı depresyon için Sigmund Freud: depresyon potansiyelinin erken çocukluk döneminde oluştuğunu yazmıştır. Oral dönemde (0-2 yaş döneminde) çocuğun ihtiyaçlarının aşırı ya da az karşılanması bireyin bu dönemde bağlı kalabileceğini yazmıştır.

Yetişkinlikte depresyon nasıl ortaya çıkar?’” sorusuna karşılık ise Freud ‘‘Kayıp Analizi’’ tezini ortaya atar. Sevilen kişinin kaybından sonra yas tutan kişinin ilk önce kayıp kişiyi içine aldığı, kaybı bozma ve geri getirme çabasıyla onunla özdeşim kurduğunu var sayar ve bu sürecin kendini aşağılama, suçlama ve depresyona dönüştürebileceğini belirtir.

Freud’un yanı sıra depresyonla ilgili önemli nedenler olduğunu öne süren Aaron Beck ise şema ve çaresizlik kuramını ileri sürüyor. Öncelikle şema bizi etkileyen uyaranın ne olduğunun anlaşılması ve değerlendirilmesi için oluşturduğumuzun zihinsel bir yapıdır. Ve hepimizin çeşitli şemaları vardır. Beck’in kuramına göre depresyon, kişinin edindiği olumsuz şemalar ve bu şemaların yeni olaylarla birlikte harekete geçmesidir.

Öncelikle kendilik, dünya ve gelecek konusunda karamsar bakış sonrasında olumsuz yaşam olaylarını tetikleyen olumsuz şemalar ve bilişsel tutarsızlıkların depresyonu doğurduğunu söylüyor.

Depresyonun sebebi nedir?” sorusuna gündelik yaşamdan olası sebepler de verebiliriz. Akran baskısı, stresli yaşam olayları, ebeveyn sorunları, maddi sıkıntılar, mevsimsel veyahut da hormonel problemler gibi birçok etken vardır.

Depresyon çok yaygındır ve hem hasta için hem de etrafındakiler için zor bir süreçtir.

Depresyonun beraberinde bir çok farklı problem doğurabilir. Panik atak, madde kullanımı, kişilik bozukluğu ve intihar eğilimi gibi tehlikeli durumlara da sürükleyebilir.

Tedavi edilmemesi durumunda süreç uzar ve kronikleşir. Depresyonun tedavisinde hem psikolojik hem de biyolojik çalışmalar mevcuttur.

Freud tedavisinde kişinin bastırdığı içsel çatışmasıyla yüzleşmesini ve dışa vurmaya yüreklendirmeye çalışır.

Beck ise düşünce örüntülerini değiştirmeyi planlayan bilişsel davranışçı terapiyi geliştirmiştir. Bilişsel davranışçı terapi; bireye kaygı verici durumlarla karşılaştığında kaçmak yerine, kaygıyla başa çıkma konusunda destek verir.

Hayatımızın her döneminde karşılaşabileceğimiz bir rahatsızlık olan depresyonu hafife almamak gerekir. Bir hekimden yardım almak her zaman en iyi çözümdür.

Sağlıklı günler…

Seva DAĞDEMİR

Tags: , , , , , , , , , ,

Bilgi Alın
1
Buradayız, sizi dinliyoruz.