Beylikdüzü/İstanbul
02128732017
info@tellmeinn.com

COVİD-19 SALGINININ ORTAYA ÇIKARDIĞI MEVCUT KAYGI, KORKU VE PANİK ORTAMINI AZALTACAK ÖNERİLER

Sizi dinliyoruz

COVİD-19 SALGINININ ORTAYA ÇIKARDIĞI MEVCUT KAYGI, KORKU VE PANİK ORTAMINI AZALTACAK ÖNERİLER

  1. Topluma Ulaşılabilir, Anlaşılabilir ve Doğru Bilgi Verilmeli

 

İnsanlar genelde enfekte olmaktan ve diğer kişilere bulaştırmaktan korkmaktadırlar. Ayrıca gelecek konusunda “felaketleştirme’’ senaryoları kurgulayabilmektedirler. Sağlık görevlilerinden aldıkları bilgiler, bildirimler, genellikle karşılaştıkları risklerin doğası ve neden sosyal izolasyon ve karantina uygulandığı konusunda yetersiz ve belirsiz kaldığında ruhsal etkilenme daha da kötüleşebilmektedir. Bu sebeple, toplumun söz konusu hastalığın özellikleri ve neden sosyal izolasyon ve karantina uygulandığı hakkında bilgilendirilmeler temel öncelikler arasında olmalıdır.

 

Özellikle karantinaya alınan kişilerin neden karantinaya alındıkları, karantina sürecinin diğer insanların güvenliği için neden gerekli olduğuna dair açıklama yapılmaksızın özgürlüklerinin sınırlanması sorun yaratacaktır. Toplumun genel yararı için kişinin karantinaya alınması gerekiyorsa bunun nedenleri kişiye ve yakınlarına açıkça anlatılmalıdır.

 

  1. Toplumsal Kaygı Azaltılmalıdır

 

Fiziksel ve ruhsal olarak koronavirüs salgını gibi stresli durumlarla baş etmek için gücümüz ve kaynaklarımız var. Bazen kaygı ya da olumsuz başka duygular ve koşullar bu kaynaklara erişimimiz yokmuş gibi hissettirebilir. Kendimize kendi dayanıklılığımızı hatırlatarak, çevremizden destek alıp çevremize destek vererek bu geçici süreci daha kolay atlatabiliriz. 

 

  • Öncelikle tüm toplum bireylerine bunun doğal bir korunma mekanizması olduğunu hatırlatmak gerekiyor. Buradaki amaç kaygıyı sıfıra indirmek değil, kaygının çok yormayacak; ama doğru adımları atılmasını sağlayacak düzeyde kalması hedeflenmelidir.
  • Çeşitli kitle iletişim araçları ve sosyal medyada konu ile ilgili gerçekçi olmayan bilgiler oldukça fazla. Bunlara fazla maruz kalmanın kaygıyı arttırdığı ortadadır. Bu süreçte toplumu panikleten kişi ve kaynaklardan uzak durulması gerekmektedir. Kitle iletişim araçları ve sosyal medyada yalnızca güvenilir kaynakların paylaşılması sağlanmalıdır.
  • Bireyler, aile içi iletişimini güçlendirmeye sevk edilmelidir. Kitap, oyun, resim ya da hobilere yönlendirilmelidir.
  1. Huzursuzluk Düzeyi Azaltılmaya Çalışılmalı ve İletişim Arttırılmalı

 

Sosyal izolasyon kapsamında 65 yaş üzeri ve 20 yaş altındaki kişilerin sokağa çıkma yasağı uygulanan kişiler, zorluk ve tahammülsüzlük yaşadıklarında empati gösterilmeli ve destek olunmalıdır. Sokağı çıkma yasağının kendisi ve diğerlerinin yararına olduğu belirtilmelidir. Bu izolasyonun kişinin, yakınlarının ve diğerleri için güvenli bir ortam oluşturduğu hatırlatılmalıdır.

 

İzole edilmiş bir kişide kolaylıkla disforik yakınmalar ortaya çıkacaktır. Karantinaya alınan kişilere, disforik yakınmalarından kurtulmaları için neler yapabilecekleri, başa çıkma ve stres yönetimi teknikleri konusunda pratik öneriler verilmelidir.

 

 

  1. Risk Gruplarına Özel Önlemler Alınmalı

 

Yüksek riskli gruplar, önceden ruhsal hastalığı olan, gebelik ve doğum sonrası erken dönemde olan kadınlar, bilişsel kapasitesi kısıtlı olan kişiler ve sağlık çalışanlarına özel önlemler alınmalı, özel destek grupları oluşturulmalıdır. Damgalama nedeniyle sosyal desteğini kaybedenler için sağlık çalışanları ve gönüllü kişiler bu desteği sağlamaya çalışmalıdır.

 

İzolasyon sırasında kişilerin kendileriyle ilgili bazı kararları vermesine, kısıtlı da olsa bir günlük rutin tesis etmelerine izin verilmesi, mizah gibi sağlıklı savunma düzeneklerini kullanmalarına olanak verilmesi kişileri güçlendirecek ve ruh sağlığı ile ilgili dengede kalmalarına yardım edecektir.

 

  1. Virüsle Korunma Mücadelesinde Çocuklara Rol Model Olunmalı

 

Çocuklar bir ölçüde çevrelerindeki yetişkinlerden gördüklerine tepki verirler. Ebeveynler ve bakımverenler çocuklarına en iyi desteği COVID-19 ile sakin ve güvenli bir şekilde başa çıktıklarında sağlayabilirler. Ebeveynler, daha iyi hazırlanırlarsa, başta çocuklar olmak üzere çevrelerindeki diğer kişiler için daha güven verici olabilirler.

 

  • Ebeveynler çocuklarıyla COVID-19 salgını hakkında konuşmak için zaman ayırması gerekmektedir. Çocukların anlayabileceği şekilde COVID-19 hakkındaki soruları yanıtlanmalı ve gerçekler paylaşılmalıdır.

 

  • Ebeveynler çocuklarına güvende olduğu konusunda güvence vermelidirler. Üzgün ve sıkıntılı ​​hissetmeleri halinde, bunda yanlışlık olmadığı belirtilmelidir. Ebeveynler stresle nasıl başa çıktıklarını çocuklarıyla paylaşmalıdır.

 

  • Ebeveynler çocuklarının olayla ilgili yayınlara maruz kalmasını sınırlamalıdır. Çocuklar duyduklarını yanlış yorumlayabilir ve anlamadıkları bir şeyden korkabilirler.

 

 

  1. Beyninizi “Kandırın”

 

Şanslı olduğumuz bir konu var ki; iyi hissetmesek bile, davranışlarımızı değiştirebilme gücü hala bizim elimizde. Kendimizi endişeli ve korku içinde kaybolmuş hissederken size iyi gelmeyen haberleri kapatmak, istemeyerek de olsa komik bir film açmak, duş almak, hareket etmek, ibadet etmek, meditasyon yapmak, müzik dinlemek, yemek pişirmek ya da bize hangisi uyuyorsa onu yapmak için davranışlarınızı değiştirerek kendimizi daha iyi hissedebiliriz. Duygularımızı değiştirmemiş olsakta beynimizi kandırabiliriz.

 

Bilimsel araştırmalar; güzel resimlere bakmak, gelecek için mutlu hayaller kurmak ve bunları gözünüzün önünde canlandırmak gibi aktivitelerin beynin stres seviyesini azalttığını söylüyor. İsteyen buna dua etmek diyebilir, isteyen güzel şeyler söyle güzel şeyler olsun düşüncesiyle hareket edebilir, isteyen daha bilimsel açıdan yaklaşarak konuyu beyinde salgılanan mutluluk hormonlarına getirebilir; önemli olan vardığınız nokta. Düşünce ve duygularınıza rağmen, davranışlarımızla kendimize iyi gelen şeyleri yapabiliriz.

 

  1. Sinir sisteminizi ‘kandırın’

 

Parasempatik sinir sistemi devrede olduğunda, vücudumuz rahat ve gevşek hale geliyor. Süreci tersten işleterek, yani vücudunuzu rahat ve gevşek hale getirerek parasempatik sinir sistemini aktive etmek mümkün. Böylece tehdit koşullarında savaşmanızı ya da kaçmanızı sağlamak üzere harekete geçen sempatik sinir sistemi yatışacak ve görevi gevşeme yöneticisi parasempatik sisteme devredecektir.

 

  1. Gevşeme ve nefes egzersizleri yapın

 

Kademeli gevşeme egzersizinde amaç kişinin rahatlamasını sağlamak ve stresi azaltmaktır. Bu nedenle rahat kıyafetler giyilip rahat bir zemine uzanılır. Fonda rahatlatıcı bir müzik olabilir. Zihinsel canlandırma yapılıp güven veren, sevilen bir mekanda oluş hayal edilebilir. Birkaç dakika boyunca derin nefes alınarak gevşeme sağlanır sonra sırasıyla ayaklardan başlayarak, sağ sol baldır, kalça, karın, göğüs, sırt bölgesi, sağ sol el, boyun ve omuzlar son olarak ise yüz kasları sırayla yavaşça kasılır, 5-10 saniye beklenir sonra yine yavaşça gevşeme sağlanır. Tekrar derin bir nefes alınır ve bu şekilde tüm kas grupları sırayla kasılıp gevşetilir.

 

Kontrollü nefes alma egzersizi ise, doğru yapıldığında kişiye pek çok fayda sağlamaktadır. Öncelikle kan basıncını kontrol altına alır, rahatlama sağlar, sakinleştirir ve uykuyu kaliteli hale getirir. Sindirimimizi kolaylaştırır ve fiziksel rahatlama sağlar. Ruhsal anlamda da kişiye dinginlik verir ve stresi azaltır. Bu nedenle doğru nefes alıp verildiğinde kişilerde kaygıda azalma görülecektir. Doğru nefes teknikleri birden fazladır ama ortak nokta diyaframın harekete geçirilmesi ve genellikle ağız yerine burundan nefes alınmasıdır.

 

 

  1. Sosyal bağlantıyı ihmal etmeyin

 

“Sosyal mesafe” kavramının bu şekilde ifade edilmesinin aslında yanlış bir mesaj algılamamıza neden olmaktadır. Virüsün yayılmasını önlemek için fiziksel mesafe kurallarına uyulması gerekiyor ama sosyal olarak insanlarla ara mesafe konulmamalıdır. Fiziksel olarak yakınlaşmadan sosyalleşmenin yolları aranmalıdır. Özellikle bilgisayar ya da telefon ekranı üzerinden bile olsa birinin gözlerine bakarak onunla sohbet etmek, yine sinir sistemimizi olumlu yönde kandırmaya yarayan ve akıl sağlığımızı koruyan şeylerden birisidir.

 

 

  1. Bakış Açınızı Değiştirin

 

Elbette salgın sürecinde kontrol edebileceğimiz şeyler çok kısıtlı. Ancak “Yapabileceğim hiçbir şey yok” hissi de depresyona sürükleyen negatifliklerden birisidir. Yapamadıklarımıza değil, günlük hayatımızda yapabildiklerimize ve kontrol edebildiklerimize odaklanmak, örneğin dışarı çıkmamızın yasak olduğunu değil “başkalarını korumak için evde kalıyorum” fikrini benimsemek; kısacası bakış açımızı biraz değiştirmek bile kendimizi daha sağlıklı ve dengeli hissetmemize yardımcı olacaktır. Bu sayede elimizde olan şeyler kısıtlı olsa bile, onların kıymetini bilmeyi öğrenebilir ve kendimizi bu korkunç gündemin içerisinde savruluyormuşuz gibi hissetmekten kurtarabiliriz.

 

Stajyer Psikolog Büşra Pamuk

Bilgi Alın
1
Buradayız, sizi dinliyoruz.